Tarihin Tozlu Sayfalarından Bilinmeyen Üç Yapıt

 NİĞDE – ALAEDDİN CAMİİ

797 yıllık bir eser ve hala ayakta. 1223 yılında yapımı tamamlanmış olan Alaeddin Cami Niğde’de sizleri bekliyor.

Eğer bir gün yolunuz Niğde’ye düşerse bazı onarımlarla da olsa 1223’ten günümüze kadar ayakta kalmayı başaran ve işlevini halen devam ettiren bu mimari eseri ziyaret etmeden geçmeyin.

Eser 797 yıllık tarihinin yanında mimarisiyle de ilgi çekmektedir. heyecanlandıran mimarisi ve mimarinin hikayesinin altında yatan trajedi eseri daha da ilgi çekici hale getirmektedir. Eser iki kapılıdır ve doğuya bakan kapı üzerinde yaz aylarında 09.30 – 11.00 saatleri arasında güneş ışıklarının bıraktığı gölge, kapının taş maharetli elleriyle işleyen ustanın “Taçlı Kadın Başı”nı ortaya çıkartmaktadır.

Efsaneye göre usta, aşık olduğu ve hiç evlenemeyeceğini bildiği Niğde Sancak beyinin kızına duyduğu aşkı sonsuza dek yaşatmak için Niğde Sancak beyinin kızının siluetini kapı süslemesinde yer alan taşa resmetmiştir.

Ne aşklar var be!!!

 

Yapı, harım ile kuzeydoğu köşesine yerleştirilen tek şerefeli görsel bir şölen olan minareden oluşmaktadır.

 

 

KIRŞEHİR – CACABEY MEDRESESİ (CAMİİ)

Kırşehir’de bulunan Cacabey Cami 1271 yılında yapılmış olmasına rağmen yeni yeni gündeme gelmektedir.  

 Cacabey Medresesi, minaresinde uygulanan üç farklı tuğla örgü sistemi ile Anadolu’daki tek örnektir. Doğu-batı yönünde uzanan, kareye yakın dikdörtgen bir oturum alanı üzerinde inşa edilmiş kapalı avlulu bir medresedir.

 

Cacabey Cami aslında bir araştırma merkezidir. 19’uncu yüzyıla ait seyahatnâmelerde harabe halinde olduğu belirtilen medresenin, 1907 tarihli Ankara Vilâyeti Salnâmesi’ne göre, kısmen camiye dönüştürüldüğü anlaşılmaktadır. Daha sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün denetiminde çeşitli onarımlar geçiren medrese, günümüzde cami olarak hizmet vermektedir.1271 yılı ve bir araştırma merkezi. Harika! Araştırma merkezi olmasından dolayı ilginç yapı biçimi ile gerçekten ilgi çekicidir.

ERZURUM – LALA MUSTAFA PAŞA CAMİİ

 

Erzurum’da ilk yapılan Osmanlı camiisi Lala Mustafa Paşa Camii belki de adını bile duymadığımız ama gerçek bir şaheserdir. Caminin kuzeyinde şadırvanı, 1562-1563 tarihli mihrabın üzerinde de üç satırlık bir kitabesi bulunmaktadır.

 

Kitabede: “Bu camii Rahim Yaratıcının rahmetini dileyerek Alim Allah’ın gölgesi Sultan Selimoğlu Sultan Süleyman Han’ın günlerinde; Sultanoğlu Selim’in- Allah kadim inayetinin imdadıyle gölgesini uzatsun – Lalası Abdulmukim zade Mustafa Paşa 970 yılında yaptırdı. Allah yaptıranın hayrını umumi olan keremiyle kabul buyursun” ibaresi bulunmaktadır.

 

Caminin kuzey-batı köşesinde bölgesel ve tektonik özellikte, kısa boyda tek şerefeli bir minare mevcuttur. Minaresi kesme beyaz taştan yapılı ve kırmızı taş bileziklerle süslenmiştir.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir