Kesinlikle Okunması Gereken Kitaplar

Kendimizi izole ettiğimiz bu süreçte boş vaktimiz oldukça çok oluyor. Oluşan bu boş vakitlerde yapacağımız ev içi etkinlikler kısıtlı oluyor. Tabi eğer zengin değilsek 😊. Kendimden yola çıkıyorum tabi. Boş vakitlerden bahsettik biraz burada neler yapabiliriz. Açıkçası pek bir şey yok. Başlamak için boş vakit aradığımız dizi/filmlere başlayabiliriz veya bir fobi edinebiliriz. Ama en önemlisi hayaller kurabiliriz. Ne kadar geniş bir hayal gücüne sahip olduğunuzu bir düşünün. Bunu daha fazla geliştirmenin bir yolu var. Sır olarak vereme mi ister misiniz?

Kitap okumak.

Bariz olarak en güzel geliştirme aracı. Zihninizin bu işi yapması için güzel bir cimnastik yönetimidir kitap okumak. Burada kesinlikle okunması gereken olarak adlandırdığım 3 kitaptan bahsedeceğim.

1.THOMAS MORE-UTOPIA

Bu kitap benim için bir dönüm noktası olarak nitelendirebilirim. Kesinlikle okunması gereken ve anlatılan devlet sistemini hayal edebilirsiniz. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarının yayımladığı bir kitaptır. Sonunda ise Mina Urgan tarafından bir inceleme de mevcuttur. Mina Urgan bu incelemede kitapla beraber yazardan da bahsetmiştir. 1516 yılında bir yargıç olan Sir Thomas MORE tarafından kaleme alnına kitap üstünden beş yüz yılı aşkın zaman geçmesine rağmen halen evrenselliğini korumaktadır. Dünyayı gemi ile gezen bir gezginin gördüğü ve çok beğendiği bir ülkeyi anlatması ile devam etmektedir. Mina Urgan’ın da inceleme kısmında bahsettiği üzere eşsiz bir düzen anlatılmaktadır. Aynı tarz da  kaleme alınan başka bir kitap olan ünlü düşünür Platon’un Devlet adlı eseridir. İki eser arasında birden fazla fark vardır. Fakat sadece bir tanesinden bahsetmek istiyorum. O özellik de devlet içerisinde herhangi bir sınıf ayrımının olmaması. Fakat Platon’un eserinde ise bir sınıfsal düzenden bahsedilmektedir.

Eğer okumadıysanız ve bu tarz kitaplara ilginiz varsa, muhakkak okumalısınız. Gayet akıcı bir dile sahip olan kitap sizlerin de güzel hayaller kurmanıza yardımcı olacaktır.

 

2.REŞAT NURİ GÜNTEKİN-ÇALIKUŞU

Eser televizyon dizisine de uyarlardı fakat birçok uyarlama gibi kitabın severlerini pek çekemedi ekran başına. Şaşırmadık tabi bu duruma. Kitap okurları pek çekilemiyorlar ekran başına 😊. Eser 1922 yılında Reşat Nuri Güntekin tarafından kaleme alınmıştır. Eseri iki kısımdan ele alabiliriz. Bunlara alt ve üst anlatım demek istiyorum. Çünkü eser ilk bakışta bir aşk hikayesinden bahsediyor diyebiliriz. Ama alt anlatı diyebileceğim kısımda ise savaştan çıkmış bir ülkenin ücra köşelerine giden bir öğretmenin gözlemlerini görebiliriz. Bu eser dönemin en güçlü kalemlerinden olan Reşat Nuri Güntekin tarafından gözlemlerle ele alınmıştır.Roman anlatım yönünden iki farklı teknikle yazılmıştır. Bu anlamda final bölümüne kadar romandaki anlatıcı Feride’nin kendisi ve günlüğüdür. Bu yönüyle final bölümüne kadar Roman günlük tekniği kullanılarak anlatılır. Final bölümünde günlük tekniğinin yerine, gözlemci anlatıcı devreye girerek final bölümü verilmiş olur.Roman anlatım yönünden iki farklı teknikle yazılmıştır. Bu anlamda final bölümüne kadar romandaki anlatıcı Feride’nin kendisi ve günlüğüdür. Bu yönüyle final bölümüne kadar Roman günlük tekniği kullanılarak anlatılır. Final bölümünde günlük tekniğinin yerine, gözlemci anlatıcı devreye girerek final bölümü verilmiş olur. Kitap akıcılık ve merakla sayfalarını hızla çevirmenize sebep oluyor. Eserin bence en güzel detaylarından biri de Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün başucu kitabı olmasıdır. Mustafa Kemal ATATÜRK yanında taşıdığı eseri bazı zamanlarda rastgele bir sayfasını açıp okuduğunu söyleyebiliriz.

Kesinlikle okunması gerekenlerde ilk sıralarda olan bu eseri diğerlerinden farklı kılan başka bir özelliği de birden fazla kez okunmaya itmesidir.

 

3.WILLIAM GOLDING-SİNEKLERİN TANRISI

1953 yılında kaleme alınan eser beyaz perdeye de uyarlanmıştır. Eser bir grup çocuğun bir adada mahsur kalmasını ve kurtarılmalarına kadar geçen süreçte neler yaptıklarını anlatan eser. Bence insanlığı anlatıyor. WILLIAM GOLDING eserinde genel olarak kendine özgün buruk alaycılıkla gayet açıkça insanların doğasında olan doğaya hükmetme ve çevreye uyum yerine, çevreyi kendine göre uyarlamaktan ve her koşulda bu tutumdan vazgeçmediğini eserinde gayet net dile getirmiştir. Eserde kahramanların  hepsi çocuktur ve çocuklar ıssız bir adada mahsur kalmışlardır. Kendi aralarında yaşadıkları çekişmeleri ve yaşananları kaleme almıştır. Çocukların ebeveynlerini yansıttığı ve aralarında oluşan çekişmeler bazen bir yetişkinin bile korktuğu sonuçları doğurmuştur. Artık kendilerini doğanın ve geçmişten taşıdıkları içgüdüler ile vahşileşen çocuklar birbirlerine zarar vermektedir.

Kesinlikle okunması gerekenlerin başlangıç serisinin son kitabını da kesinlikle okumalısınız. Gayet akıcı bir dile sahip üç kitapla başladık ve seri devam edecektir. Beklemede kalırken bu kitapları kesinlikle okuyunuz.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir