Kamu Özel İşbirliği Modelleri: Otoyol ve Köprü Ödemeleri Tartışması

Bildiğiniz gibi koronavirüs nedeniyle dünyanın en büyük ekonomilerinin fişi çekilmiş durumda. Türkiye rakipleri arasında ekonominin fişini çekmemekte kararlı ülkelerden birisi olarak gözüküyor. Fakat ne kadar üretimin devam ettirilmesi amaçlansa da elden pek fazla bir şey gelmiyor ve önemli sektörlerde tüketimin azalması üretimin de azalmasını beraberinde getiriyor.

Bugünlerde çokça tartışılan bir konu var az çok haberleri takip eden herkes görmüştür. Konu şu özel şirkete kullanım garantisi verilerek kamu özel işbirliği (KÖİ) modeliyle yaptırılan yatırımların ödemeleri yapılacak mı? Yapılmayacak mı? Büyük ihtimalle yapılacak arkadaşlar. Bu şirketlerin konuya bir sosyal sorumluluk bakış açısıyla yaklaşıp “zor dönemlerden geçiyoruz biz bu ödemeleri bu sene almayalım”  demediği sürece ülke olarak ödemeleri yapmak zorundayız gibi duruyor. Kamu-Özel İşbirliği modellerini, bu modellerin kullanılmasındaki temel sebepleri, sakıncalarını ve Türkiye’nin bu modelleri uygulama yöntemlerini sizleri sıkmadan anlatacağım.

Kamu Özel İşbirliği Modelinin Ortaya Çıkış Amacı

Küreselleşme ve liberalleşme geliştikçe devletlerin bazı kamusal hizmetleri görme veya gördürme şeklide değişiyor. Ortaya yeni proje finansmanı teknikleri çıkmaya başlıyor. Küreselleşme ve liberalleşmenin sonucu olarak devletler ekonomi üzerindeki etkileri olabildiğince asgari seviyelere çekmeye çalıştılar ve hala da çalışıyorlar. KÖİ modelleri de bu süreçte kamusal hizmetlerin gördürülmesi amacıyla geliştirilen bir yöntem. İlk başlarda devletler mülkiyetinde bulunan işletmeleri (iktisadi teşebbüsleri) özelleştirme yoluna gitmişler. Fakat özelleştirme stratejik hizmetlerin (sağlık, savunma, ulaştırma vb.) gördürülmesi açısından oldukça fazla eleştiri almış. Sonuç olarak devletler bu konuda yeni bir yöntem üretme çalışmasına girmişler.

Kamu Özel İşbirliği Kavramı ve Tercih Edilme Nedenleri

KÖİ modelleri dediğimiz özelleştirme ile kamusal finansman arasında kalan, modelden modele kamusal finansmana ya da özelleştirmeye yaklaşan finansman yöntemlerinin bir bütünüdür aslında. Daha anlaşılır olabilmesi için şöyle anlatalım; örneğin devlet bir şehir hastanesi yaptırmayı planlıyor fakat bu denli büyük bir yatırımı yapmak için yeterli bütçesi yok veya bütçesinden önemli bir parçayı bu yatırıma ayırmak istemiyor. Eğer bu kamusal hizmetin sağlık gibi stratejik bir hizmet olduğunu göz önünde bulundurursak devlet KÖİ modeli ile bu yatırımı gerçekleştirecektir. Tabi ki büyük yatırımları özel sektöre yaptırma isteğinin arkasında önemli iki sebep daha var; yatırım ve işletme sürecinde karşı karşıya kalacağı bazı riskleri devretmek ve yine yatırım ve işletme sürecinde özel sektörün tecrübelerinden faydalanmak.

Türkiye’de Kamu Özel İşbirliği Modeli

Ülkemizde kamu özel işbirliği modellerinin uygulanması için belli bir hukuksal altyapı geliştirilmiş durumda. Hem kanun hem yönetmelik düzeyinde… Bundan dolayı bu finansman yönteminin kullanılabilmesi için bazı şartlar var. Bunlardan en önemlisi Özel Amaçlı Şirket (SPV) kavramı. Bu yöntem ile finanse edilecek bir projenin ihalesine girebilmek için devletin birinci şartı mevcut yatırımın yapılması ve işletilmesi için özel olarak kurulan bir sermaye şirketinin varlığı. Bu sermaye şirketine bir çok özel veya tüzel kişi gerektiğinde kamu iktisadi teşebbüsleri de ortak olabilmekte. Böyle bir şartın iki temel sebebi var. Birincisi bu yöntemle yapılan yatırımların genellikle bir şirketin tek başına finanse edemeyeceği derecede büyük yatırımlar olması ikincisi ise devletin yatırımı yapacak olan şirketin sadece o yatırımın yapılmasıyla uğraşmasını istemesi. Çünkü şirket aynı zamanda farklı işlerle uğraşırsa bahsettiğimiz yatırımdan kaynaklanmayıp şirketin diğer işlerinden kaynaklanan bir durum yatırımın maliyetinde, kalitesinde veya zamanında negatif etkilere neden olabilir. İşte bununla karşı karşıya kalmamak için böyle bir şart koyulmuş durumda.

Kamu Özel İşbirliği Modelleri ve Uygulama Alanları

KÖİ modelleri arasında ülkemizin en sık başvurdukları hangileridir? Literatürde pek çok KÖİ modeli mevcut (yap işlet, yap işlet devret, yap kirala devret, yap sahiplen işlet devret vs.) bunlar arasından Türkiye’nin en sık kullandığı 3 model; yap işlet devret, yap kirala devret ve yap işlet modelleri. Yap kirala devret modeli genellikle hastane, okul ve KYK yurtlarının finansmanı için kullanılırken, yap işlet modeli elektrik santralleri, nükleer enerji santralleri gibi enerji yatırımlarının finansmanı için kullanılıyor. Yap işlet devret modeli ise otoyol, köprü, gümrük kapıları gibi yatırımların finansmanında tercih edilen bir model olarak çıkıyor karşımıza.

Köprü ve Otoyol Projelerinde Garanti Mantığı

Bu dönemde tartışmalara en çok konu olan ise yap işlet devret modeli. Yap işlet devret modeli isminden de anlaşıldığı gibi SPV yatırımı yapar ve finanse eder ardından sözleşmede belirtilen süre kadar işletir ve süre dolduğunda tesisin mülkiyeti otomatikman kamuya devrolur. Bu modelde beklenen şudur;  devletin yatırım için herhangi bir kaynak ayırmaması, yatırımın zaman içerisinde kendi kendini finanse etmesi ve zamanı geldiğinde devletin mülkiyetine geçmesi. Fakat tahmin ettiğiniz gibi otoyol, köprü gibi yatırımlar gelirleri açısından çok riskli yatırımlar olmakla beraber maliyetleri de oldukça yüksektir. Bundan dolayı şirketler bu yatırımları yapmak için devletten bir gelir garantisi bekliyor aksi takdirde pek ihaleye yanaşmıyorlar anladığım kadarıyla. Sözleşmelerde de yatırımı yapan şirketlere bazı garantiler veriliyor. İşte tartışmaya neden olan konunun altında böyle karmaşık bir yapı var.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir