Kadın Sünneti, Nedenleri ve Kadın Üzerindeki Etkileri

Kadın sünneti, externel (dış) genital organların kısmen veya tamamen alınması veya türlü yollarla bu organlara zarar verilmesini içeren bir uygulamadır. Bu uygulamalar modern dünya ülkelerinde yaygın olmamakla beraber birçok ikinci ve üçüncü dünya ülkesinde geleneksel hale gelmiş durumda ve hala uygulanmakta.

Dünya Sağlık Örgütüne (WHO) göre dünya genelinde 130 milyon kız çocuğu ve kadın bu uygulamadan etkilenmekte. Her yıl 2 milyon, her gün 600 kadın sünneti vakası gerçekleşiyor. Kadın sünnetine maruz kalan kız çocuğu ve kadınların büyük kısmı Afrika ülkelerinde yaşarken, uygulama Avusturalya Aborjinleri, bazı Latin Amerika Ülkeleri hatta Batı Avrupa ülkelerinde bile görülmekte. Toplumlar bu akıl dışı uygulamaya neden gerek duyarlar? Uygulamanın maruz kalanlar üzerindeki etkileri nelerdir?

Kadın Sünnetinin Nedenleri

Yüzyıllar boyunca uygulanan ve hala uygulanmaya devam eden kadın sünnetinin temel iki nedeni vardır. Bunlar aşağıdaki gibidir;

  • Genç kızlara yönelik cinsel kısıtlamalar getirme arzusu
  • Kadının cinsel isteğinin önüne geçilmesi yoluyla evlilik öncesi bekaret ve evlilik döneminde sadakatin sağlanması

Kadın sünneti hem Yahudi, hem Hristiyan, hem Müslüman hem de Animist toplumlarda görülüyor. Fakat araştırmalarda dini metinlerin içerisinde kadın sünneti ile ilgili bir bulgu halen bulunmuş değil. Uygulama, bekaret, namus gibi tabularla doğrudan ilgili. Kadın sünneti kadınların cinselliğini kontrol etmenin en temel yolu olarak görülürken, sünnet edilmeyen kadının cinselliğinin önlenemeyeceğine inanılıyor.

Kadın üzerindeki kontrolün sağlanması amacıyla yapılan bu uygulama, erkek egemen toplumlarda görülüyor. Kadına yönelik şiddet ile ataerkillik arasında doğrudan bir ilişki olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kadın sünneti uygulaması da kadına yönelik şiddetin bir türü olarak çıkıyor karşımıza. Toplumlar üzerinde ataerkil yapının ne zaman ne sebeple ortaya çıktığı hakkında farklı tartışmalar olsa da en çok desteklenen görüşlerden birisi şu şekildedir;

Tarım ve hayvancılığı keşfeden insanlık, bu uğraşların yapılabilmesi için fiziksel güce ihtiyaç duymuştur. Kadınlara nispeten kas sistemi daha kuvvetli olan erkekler bu aşamada kadın üzerindeki hakimiyeti sağlamıştır. Ardından insan toplumlarındaki daha geniş ve verimli arazilerde tarım yapma isteği, savaşların önünü açmıştır. Savaşları erkeklerin yapması toplumda kadının değerini azaltan bir önemli etken olmuştur. Diğer taraftan üretim araçlarının ve teknolojinin erkekler tarafından icat edilmesi de sermayenin erkeklerin eline geçmesine neden olmuş ve kadınlar üzerindeki hakimiyeti güçlendirmiştir. Zamanla özel mülkiyet gelişmiş ve erkek elinde şekillenmiştir. Böylece kadın eve hapsedilebilir, hatta alınıp satılabilir hale gelmiştir.

Ataerkillik ilk uygarlıklardan bu yana süregelen ve önüne geçilemeyen bir olgudur. Modern çağda bile ataerkilliğin negatif etkileri ile karşı karşıya kalan toplumlar varken, gelişememiş toplumlarda çok daha akıl dışı uygulamalara rastlanıyor. İşte o uygulamalardan birisi de kadın sünneti.

Uzmanlar kadın sünnetinin, maruz kalan kadınlarda hem tıbbi hem de psikolojik yönden birçok travma yarattığını söylüyorlar. Kadın sünnetinin kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkileri nelerdir?

Kadın Sünnetinin Yarattığı Etkiler

Fiziksel Etkileri

Kadın sünneti ilkel toplumlarda görüldüğü için, uygulama çoğunlukla anestezi olmadan yapılıyor. Sizde tahmin edersiniz ki bir cinsel organın anestezi olmaksızın alınması veya bir şekilde zarar görmesi hem ameliyat sırasında hem de ameliyat sonrasında büyük acılara neden olmakta.

Klitoris kesilirken cinsel organlarda travmaya sebep olmakta, bu nedenle kanama, şok ve hatta ölümlerle karşı karşıya kalınmakta.

Uygulama sırasında kadının hareketini engellemek için yapılan basınç kalça, bacak, kol veya diğer çeşitli organlarda kırık, çatlak durumlar sıklıkla karşılaşılan etkilerden bir tanesi.

Ameliyatı yapan kişinin yeterli anatomik bilgisinin olmaması, uygulama sırasında üretra hasarının ortaya çıkmasına, bu durumda kadının ömür boyu idrar kaçırmasına neden olabiliyor.

Ameliyat sırasında yeterince steril olmayan aletlerin kullanılması, kadına HIV, Hepatit B gibi bazı bulaşıcı hastalıkların bulaşmasına neden olabiliyor.

Kadın sünnetine maruz kalan kadınlar, ilerleyen dönemlerde cinsel problemler yaşayabiliyor. Cinsel ilişki sırasında acı duyma, cinsel isteklerin azalması, duyu eksikliği gibi sonuçlarla sıkça karşılaşılıyor.

Psikolojik Etkileri

Kadın sünnetine maruz kalan kadınlarda;

  • Travma sonrası stres bozukluğu
  • Kaygı
  • Depresyon
  • Hafıza kaybı
  • İletişim kuramama
  • Güvensizlik
  • Duygusal mesafe
  • Uyku bozuklukları
  • Sosyal izolasyon
  • Bağırma
  • Geçmişe saplantı
  • Bilişsel uyumsuzluk

gibi birçok psikolojik travma ortaya çıktığı, bazı kadınların zamanla durumuna uyum sağlarken, bazılarının ise ömür boyu travmalardan kurtulamadığı biliniyor.

Sosyal İlişkilere Etkisi

Kadın sünnetinin evlilik üzerinde birçok olumsuz etkisinin olduğu biliniyor. Kadın sünnetine maruz kalmış kadınların cinsel ilişki sırasında acı duyması, cinsel isteklerinin azalması, duyu eksiklikleri yaşaması her iki taraf içinde cinsel ilişkiyi zorlaştırıyor. Bu durum ilişkilerde aldatmayı da beraberinde getirebiliyor. İlkel toplumlarda kadının ana görevlerinden birisi olan “çocuk doğurma” görevi, cinsel ilişkiye girilememesinden dolayı imkansızlaşabiliyor. Bu toplumlarda kadın çocuk doğmamasının temel sebebi olarak görüldüğü için, kadına yönelik fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddetin artmasına neden olabiliyor.

Evlilik üzerindeki etkilerinin yanı sıra aile ilişkilerinde travmalara neden olabiliyor. İlkel toplumlarda görülen bu uygulama genellikle kadının veya kız çocuğunun, annesi, halası, ablası gibi kadınlar veya tamamen yabancı kadınlar tarafından gerçekleştiriliyor. Bir akrabası tarafından bu işleme maruz kalmış kadınlar ihanete uğramışlık hissiyle karşı karşıya kalabiliyor.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir