İktisat Biliminin Kurucusu Adam Smith: İktisat Teorisine Katkıları

Adam Smith esasında İskoç asıllı bir filozoftur. Hukuk, ahlak felsefesi, siyaset bilimi gibi bir çok alanda yazısı mevcut fakat en önemli ve bilinen katkılarını iktisat bilimine yapmıştır. Hatta Smith ekonomi biliminin kurucusu olarak kabul edilir. En önemli ve yaygın eseri Ulusların Zenginliği kitabıdır. Klasik iktisat okulunun da kurucusudur aynı zamanda. Smith’in ekonomi teorisine katkılarını şu başlıklar altında inceleyelim derim;

  • Mutlak Üstünlükler Teorisi
  • İş Bölümü
  • Görünmez El ve Tam Rekabet 
  • Fiyat Teorisi
  • Emek-Değer Teorisi

Adam Smith ve Mutlak Üstünlükler Teorisi

Merkantilist düşüncenin temelinde dünyadaki toplam servetin sabit olduğu bir ülkenin başka bir ülkeden mal satın almasının o ülke için bir kayıp olduğu düşüncesi yatar. Adam Smith’in fikirleri bu düşüncenin tersinde gelişmiştir. Smith malların ülkeler arasında serbestçe dolaşması gerektiğini, böylece ülkelerin refahının artacağını savunur. Bu düşüncesinin nedenini de şöyle açıklar; her ülkenin diğerlerine göre üretiminde mutlak üstünlük sağladığı ve uzmanlaştığı mallar vardır. Ülkelerin mutlak üstünlük sağladığı bu malları uzmanlaşarak üretmesi ve bunları ihraç etmesi, başka ülkelerin mutlak üstünlük sağladığı ve ucuz ürettiği malları ise ithal etmesi ülkelere avantaj sağlayacak ve toplumların refahını arttıracaktır.Adam  Smith ülkelerin dış ticaretlerine sınırlama getirmelerinin üretilmesi pahalıya mâl olan mallar için kaynak ayırmak zorunda kalacaklarını söyler.  AdamSmith’e göre bu mallara ayrılan kaynak üretilmesi ucuz olan yani mutlak üstünlük sağlanan malların üretimi için yeterli kaynağın ayrılmamasına neden olacaktır.

İş Bölümü

Adam Smith milletlerin zenginliği eserinde iş bölümü konusunu bir toplu iğne üretimini örnekleyerek ele almıştır. Bu eserde kısaca şundan bahseder toplu iğne üretiminde çalışmayan ve üretimi için makineleri elinde bulundurmayan bir kişi bir gün içerisinde bir toplu iğneyi ancak ortaya çıkarabilir. Fakat bir endüstri haline gelmiş olan bu toplu iğne üretim işi fabrikalarda 18 ayrı bölüme ayrılarak yapılmakta ve genellikle bunun için 10 işçinin çalışmakta. Bu 10 işçi günde yaklaşık 48 bini aşkın iğne üretebilirler. Fakat bu işi tek başına yapmaya kalkışsalar bu 10 işçinin ürettiği iğnelerin toplamı 48 binden çok daha az olacaktı. Bunun nedeni her işçinin iğne üretiminin farklı bir kısmında uzmanlaşmış olmalarıdır.

Adam Smith her imalatın bu ve benzeri şekilde iş bölümlerine ayrılması gerektiğini bu durumun üretim için büyük faydalar sağlayacağını savunmuştur. Gelişmiş ülkeler ve geri kalmış ülkeleri incelediğimizde bu durumu rahatlılıkla görebiliriz. Toplumsal refahın yüksek olduğu ülkelerde her imalat için onlarca farklı uzmanlık alanı ortaya çıkmışken geri kalmış ülkelerde genellikle aynı imalatlar çok daha az kişi ile yapılmaya çalışılıyor bu durumda emeğin verimliliğinin önüne geçiyor.

Görünmez El ve Tam Rekabet

Adam Smith’e göre insanlar doğaları gereği bencildir, bir amaca ulaşmak için en az çabayı harcamak isterler. Bu bencillik fiyatların oluşmasındaki temel unsurdur aynı zamanda. Adam Smith fiyatları piyasa da denge unsuru olarak niteler. Bunu bir örnekle açıklayalım bir pazarda 100 kg buğday var ve 10 tane de alıcı var ve hepsi onar kg satın alma eğilimindeler. Bu durumda buğdayın kg fiyatı X TL olsun.

100 kg buğdayın yarısı kullanılamaz hale gelse alıcıların 5 tanesi buğdayı o pazardan satın alamaz ve satın almaları için daha çok çaba harcamaları gerekir, çünkü başka pazarlar arayacaklardır ya da pazardaki malı satın almak için kendi aralarında rekabet edeceklerdir. Bu durumda buğdayın fiyatı X fiyatının üzerine çıkar. Peki pazara 100 kg daha buğday gelirse ne olur? Bu sefer talep 100 kg iken arz 200 kg olmuştur. Bu durumda satıcılar malı satmak için daha çok çaba harcayacaktır. Bu durumda da buğdayın fiyatı X fiyatının altın  düşer. Bu örnekten anlaşılacağı üzere malın arzı artarsa fiyatı azalırken arzı azalırsa fiyatı artacaktır. Yani ters yönlü bir ilişki mevcut.

Aynı örnekten devam ederek talebi de açıklayalım. Pazarda 100 kg buğday varken 10 kg buğday satın almak için 5 alıcı daha pazara girerse ne olur? Bu sefer alıcılar yine daha fazla çaba harcamak zorunda kalır ve buğdayın fiyatı X fiyatının üzerine çıkar. İlk baştaki 10 alıcıdan 5 tanesi malı almaktan vazgeçerse ne olur? Bu sefer satıcılar pazarda kalan 5 alıcıya malı satmak için kendi arasında rekabete girişir ve buğdayın fiyatı X fiyatının altına düşer. Yani talep artarsa fiyat yükselir, azalırsa fiyat düşer. Aralarında eş yönlü bir ilişki mevcuttur. İşte Adam Smith fiyatları piyasaları sürekli olarak dengede tutan bu fiyatı görünmez el veya serbest fiyat olarak adlandırır. Piyaslarda arz talebi aşarsa görünmez el müdahale eder ve fiyat azalır, talep arzı aşarsa görünmez el müdahale eder ve fiyat artar.

Görünmez elin varlığı tam rekabet koşullarında mümkün olabilecektir. Yani piyasalara dışarıdan müdahale olduğunda piyasa fiyatı arz ve talebe göre dengeye gelemez. Adam Smith’e göre devlet piyasalara müdahale etmemelidir. Devletin ekonomideki rolü piyasalarda oluşan tam rekabet düzenini korumak için gerekli önlemleri almak ve üreticilerin fiyatı arttırmak amacıyla bir araya gelip kamuya komplo kurmalarını engellemektir.

Adam Smith ve Fiyat Teorisi

Adam Smith bir malın fiyatını kısa dönemde mala olan arz ve talepteki değişimlerin belirlediğini söyler. Bu fiyatı da nominal fiyat olarak adlandırır. Uzun dönemde ise malın fiyatındaki belirleyici unsur malı üretmek için katlanılan masraflardır yani emek miktarıdır. Bu fiyatı ise reel fiyat olarak isimlendirir.

Adam Smith ve Emek Değer Teorisi

Adam Smith’e ve diğer klasik iktisatçılara göre bir malın iki çeşit değeri vardır. Birincisi kişiye sağladığı fayda ile ölçülen ve tüketim sürecinde belirlenen, nitel bir ölçüm olan kullanım değeridir. İkincisi ise malın diğer mallar ile değiştirilirken ortaya çıkan ve nicel bir ölçüm olan mübadele (değişim) değeridir. Kullanım değerini ortaya çıkaran şey fayda iken değişim değerini ortaya çıkaran şey malın üretiminde harcanan emek miktarıdır. Bu iki değer kavramı arasında çelişkiler vardır. Örneğin su gibi faydalı bir malın değişim değeri çok düşüktür. Fakat şampanya suya göre nispeten daha az fayda sağlamasının yanında değişim değeri çok yüksektir.

 

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *