BİR AKIMIN İLHAM KADINI: TOMRİS UYAR

BİR AKIMIN İLHAM KADINI: TOMRİS UYAR

Aslında yazıya edebiyatımızda en bilinen ve saygı gören aşkları anlatmayı düşünerek başlamıştım, kimlerden bahsetmem gerektiğini düşünürken, Tomris Uyar gözüme ilişti. Hayatına ve yazarlığına dair bilgilerimi düşününce bu kadının sadece bir konunun alt başlığı olarak kalmaması gerektiğini düşündüm.

Bir şair olmadığı halde İkinci Yeni akımının en önemli isimleri arasında yer alan yazarımız Tomris Uyar, 15 Mart 1941 yılında İstanbul’da doğuyor. Anne ve babasının hukukçu olmasının yanı sıra edebiyata yoğun ilgileri,  babasının şiir yazma tutkusu ve annesinin de çevirmenlik yapmış olması onu da etkilemiş olacak ki Tomris Uyar’da bu alanda kendini göstermiş.

İlkokulu bir kolejde, ortaokulu bir İngiliz okulunda, liseyi ise Amerikan Kız Kolejinde okuyan yazarımız lisans eğitimini de İstanbul Üniversitesinde gazetecilik okuyarak eğitim hayatına nokta koyuyor. O zamandan sonra ise yazmaya başlıyor, çeviriler yapıyor ve edebiyatımızın en önemli öykü yazarlarından biri oluyor.

1962 yılında Tagore’den Şeker Bebek isimli ilk çevirisi Varlık dergisinde yayınlanıyor.  İlk yayınlanan öyküsü ise Kristin oluyor ve Türk Disi dergisinde yayınlanıyor. Hazırladığı ilk kitap ise 1971 yılında İpek ve Bakır eseri oluyor. Bu kitap dışında da pek çpkeseri bulunan yazarın eselerine örnek vermem gerekirse, Dizboyu Papatyalar, Yürekte Bukağı, Ödeşmeler ve Şahmeran Hikayesi, Metal Yorgunluğu gibi örneklerle arttırılabilir. Bunun yanı sıra eleştiri, deneme ve kitap tanıtım yazıları gibi türler ile de dergilerde yer alıyor.

Şimdi yazarımızın edebi kısmından bir akıma ilham olan kadın ismini almasına neden olan noktalara gelelim. Yazarımız İkinci Yeni şiirinin ilhamı olarak geçiyor. Bu akımın ise en önemli temsilcileri ise  Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever, İlhan Berk ve Sezai Karakoç olarak sıralanıyor

Tomris Uyar ilk evliliğini kolej zamanlarında tanıştığı ve aşık olduğu Ülkü Tamer ile yaptı. Çiftimiz çok gençti, üniversite dönemlerinde evli bir çift oldular. Güzel ve sakin bir aşk yaşayan çiftimizin bir çocuğu oldu ve adını Ekin koydular ama işte büyük aşıklarımızın hem bireysel olarak yıpranmasına neden olan ve ilişkilerinin bitmesine neden olan bir olay oldu ve Ekin daha birkaç aylıkken içtiği sütten boğularak yaşama gözlerini yummuş. Bu olay sonrasında ikisi de derinden etkilendiği için toparlanamayarak ayrıldılar.

Tomris Uyar ve Cemal Süreya, Sanatseverler Derneği’nde tanıştıklarında ikisinin de devam eden evlilikleri varmış fakat aralarında başlayan aşka da dur diyemiyorlardı. Bu yüzden ikisi de eşlerinden ayrılmış ve 3 yıllık bir beraberlikleri olmuştu.

Cemal Süreya, Tomris’e aşkını şu dizelerle dile getirmiş ve bu dizeler yıllar sonra bile okuyanları etkilemiştir;

Ay ışığında oturduk

Bileğinden öptüm seni

Sonra ayakta öptüm

Dudağından öptüm seni

Kapı aralığında öptüm

Soluğundan öptüm seni

Bahçede çocuklar vardı

Çocuğundan öptüm seni

Evime götürdüm yatağımda

Kasığından öptüm seni

Başka evlerde karşılaştık

İliğinden öptüm seni

En sonunda caddelere çıkardım

Kaynağından öptüm seni

 

Tomris Uyar’ın en uzun süren ilişkisi, kendini en şanslı aşık olarak nitelendiren Turgut Uyar ile yaşanmıştı. Tomris, Turgut Uyar ile tanışmasını şöyle anlatıyordu:

“1966 yılında ben zaten Cemal Süreya’dan ayrılmak üzereydim. O da eşinden ayrılmıştı. İstanbul’a gelmişti çocuklarıyla. Burada tanıştık. Asıl tanışmamız herhalde o, çünkü o zaman daha bir yakın oturup konuşma fırsatını bulduk ve mektuplaşmaya başladık. Bu mektuplar önce sadece şiir üzerine mektuplardı. Hâlâ duruyor bende. Genellikle onun şiir üzerine düşünceleri, benim onun şiirleri üzerine düşüncelerim… Ve anladığım kadarıyla çok sıkışık bir dönem geçiriyordu. Yani evlilik hayatında bir süredir yaşadığı tedirginlik ve uyumsuzluk şiirini de etkilemişti, yedi yıldır şiir yazmıyordu. Esin periliği olarak ifade etmek istemiyorum ama herhalde çok konuştuğum, çok dürttüğüm, yazmasını çok rica ettiğim için diyeyim, yavaş yavaş şiir yazma isteği yeniden doğdu”.

Tomris, Turgut Uyar’ın şiirden uzak kaldığı dönemlerin üzerine gelen ilham kaynağıdır. Bu uzun süreli beraberliği taçlandırmak için 1969 yılında evlendiler ve Hayri Turgut adında bir çocukları oldu. Evlilikleri 1985 yılında Turgut Uyar vefat edene kadar devam etti.

Turgut Uyar ise bu aşkı şu dizleri ile anlattı:

Herkes seni sen zanneder.

Senin sen olmadığını bile bilmeden,

Sen bile

Seni ben geçerken

Derim ki,

Saati sorduklarında;

Onu ”O” geçiyordur

Kimse anlam veremez.

Tamir ettirmedin gitti derler şu saati.

Ettirmek istiyor musun demezler.

Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

Zamanı durdururum yüreğimde,

Sensiz geçtiği için,

Akrep yelkovana küskündür.

Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür.

Bil ki akrep yelkovanı geçerse,

Atan bu yüreğim durur.

Bırak bozuk kalsın, hiç değilse

Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

 

Son olarak ise sadece bir hayranlık olarak kalabilen, Tomris Uyar’ın dostu olarak tarif ettiği ve Tomris Uyar’ın her doğum gününde bir şiir yayınlayan Edip Cansever. Onun Tomris’ e seslendiği şiirlerden biri ise Yaş Değiştirme Törenine Yetişen Öyle Bir Şiir:

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
Bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
Ve yarışırsa ancak Monet’nin
Kadınlarına yaraşan giysilerinle
Gördüm de
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde
Bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde
Bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında
Öyle kısaydı ki adımların
Şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle
Ölçülür ve denk düşerdi ancak
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Yok bir yanıtın “nereye” diyenlere
Bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
Ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
O bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
Sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
Yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
Hani Etiler’den Hisar’a insek bile
Bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
Çok yaşında her zamanki çocuksun gene
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Mart ayında patlıcan, ağustosta karnıbahar
Mutfağın mutfak olalı böyle
Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı
Adını yenile bu yıl, ama bak Tomris Uyar olsun gene
Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
Oysa güneş pek batmadı senin evinde
Söyle
Ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir